Uzaktan sevdalandım karadenize... hoyrat bir fırtınaya tutulmuş haline coşkun ve hayat dolu bir türkü ve sanki bir düş gibi..orda var olmak ve derinden hissetmek... sarp kayaların,uçsuz bucaksız yemyeşil yaylaların,gürül gürül akan ırmakların denizi gibi hırçın cesur coşkulu özgür insanların dinmeyen yağmurların ülkesi Karadeniz... dolambaçlı,keskin virajlarından döne döne tırmanırken dahi,gideni kendine çeken sabırsızlandıran yeşilin binbir tonunu içinde barındıran cennet köşesi .Tıpkı bir masal gibi uzaktan sevdalandım


Rize... Gönlümün hemdemi, Sağanak yağmurların kenti... Hırçın Karadeniz"in en asi kıyısı Sen yüreğimin hiç bitiremediğim şarkısı... İçinden çıkan şaire kulak ver, Bak ki neler duyacaksın. Ağız dolusu haykırışlarıma Süt döken kedi gibi susacaksın. Sevdiğimin adını yazarken dağına,taşına Aldırış etmedin hüznüme,gözyaşıma. Her gelenin benden bin gittiği yerde, Bir ben kaldım yine seninle bir başıma.





şiirler - serindir sulari - Blogcu

serindir sulari

Image Hosting by Picoodle.com

2/6/2009 - Beni Karadeniz Çagirir

Kategori: siirler


Image Hosted by ImageShack.us


Beni Karadeniz Çagirir
Beni karadeniz çagirir
An gelir ugultusunu duyarim
Rüzgarinin
An gelir kokusunu denizinin
Geceleri dalgalari oynasir
Düslerimde
Ve kudurup birdenbire 
O kar beyazi köpükleriyle
Üzerime saldirir
Beni karadeniz çagirir

Yillar oldu kapin çalmayali
Hosbes edip halin sormayali
Oturup da bir çayin içmeyeli
Yetisir gayri bu hasretligimiz
Çagirir beni karadeniz

Ormanlarinda gezsem yine
Ovalarinda yatsam yine
Denizlerinde yüzsem yine
Düneslerinde yansam yine
Sokaklarinda sürtsem yine
Yagmurlarinda yunsam yine
Düsündükçe içimdeki arzu
Çildirir
Beni karadeniz çagirir

Ege kiskanir gidisimi
Akdeniz darilir
Oysa beni karadeniz çagirir
Karadeniz çagirir beni .....






KARADENİZ
Ağaçların çiçeklerin
Irmakların nehirlerin
Karadeniz karadeniz
Karadeniz karadeniz

Sahillerin teknelerin
Kumsalların aşıkların
Karadeniz karadeniz
Karadeniz karadeniz

Umutlarım hayallerim
Hüzünlerim sevinçlerim
Karadeniz karadeniz
Karadeniz karadeniz
 
HEYAMOLA KARADENİZ HEYAMOLA

Karadeniz dalgalı-Karadeniz sevdalı
Kabardı mı yüreği
Kaçkarlar, Ilgazlar, Köroğlu Dağları
kafa tutmasalar bir
nasıl öpecek Akdenizi;
içilir edecek okyanusu...
İşte O Karadenizli
kabaran yüreğine aldı beni
tarihi şöyle bir gezdirdi...
Başka bir gemiyle Samsun'a indirdi
Ve
Sizlere ATATÜRK'ün selamını gönderdi...
Bir ucunda Atabarıyla kucaklaşan Artvinlim,
Bir ucunda Köroğlu'nu destanlaştıran yiğitlerim
Heyamola Karadeniz, Oyy Karadeniz, Karadenizlim !
Alın teri, grizu, duman ve ölüm
Kutsal emeği kara elmasla yoğuran
yeraltı aslanlarına
bir değil, bin defa selam !
Karadeniz dalgalı-Karadeniz sevdalı
Kabaran yüreğinde, destanlaşan bir tarih saklı...
Ilgazları dinledim zirvesinde
Öyle yanıktı ki Çanakkale Türküsü.
Kağnılar...silahlar... analar çocuklarla
Şerife Bacı bir adım daha yakındı Afyon'a
İnebolu- Çankırı yolunda !
Dadaylı Halit Çavuş gülerek el sallıyordu
Boğaza gömülen İngiliz Zırhlısına.
Sende efe destanın yazdın SEPETÇOĞLUM
Volkanı saklı dağ gibisin
Kastamonum- Kastamonulum ...
Haksızlığa bir ibret Sinop'un damı,
eşkıya dünyaya hükümdar olmaz,
bir dere ki oy be oyy Memed' in sevdası durmaz !

ya Hekimoğlu... ya Hekimoğlu' na dayanır mı yürek
Çarşamba'yı yine sele aldırdın felek....
Fındık deren nazik eller... Maçka'nın yaşlı gözleri,
Çayeli'nde hamali olunacak güzeller,
Dursun, Temel, Fadime... Sen yok musun Ofli sen
hepiniz bir can, hepiniz bir güzel...
Karadeniz'de dalga... Karadeniz'de sevda
Heyamola Karadeniz HEYAMOLA
Karadeniz dalgalı- Karadeniz sevdalı,
Başım gözüm üstüne selamları...
Türkülerde nağme, kemençede yay
bağlamada teldir,
Yemin ederim size
Her Karadenizli
Bir MUSTAFA KEMAL'dir !...




HIRÇIN KARADENİZ...
Serin rüzgar eser dağlarında
Sahilinde ovanda karlı dağında
Yaşamak bir hazdır bağrında
Yeşiliyle, mavisiyle, doğasıyla
Tabiattır Karadeniz.

Kuzuların melemesi rüzgarın ıslığı
Bir musikidir yaylanda
Dağların ucu gökyüzüne ulaşmış
Maziyi hatırlarım baktığımda.

Fındığını toplarım dağında
çayını toplarım yağmurunda
Hasretimde toprağında
Bir özlemsin Karadeniz.

Fındığın kabuğunu çıkarırım
çıkarırken aşkla bir şarkı tüttürürüm
"Oy dağlarım dağlarım
Duman geçmez başından
Mektuplarım ıslandı gözlerimin yaşından"

Ormanın yeşilin
İnsanın içine akan bir şelaledir sanki;
Sen toprağın kökü
Vatanımın özüsün
Irmağından akan serin sularda.

Kızgın dalgalar kıyıya çarpar
Denizde ağlara balıklar takar
Sinemde kapanması zor yaralar açar
Sen benim yüreğimde
Harikalar diyarısın KARADENİZ.

Yorum (3) :: Yorum yaz!
:: Bağlantı

29/5/2009 - SEVDALI DAĞLAR

Kategori: siirler



SEVDALI DAĞLAR

Lamgo’dan Melezkür’den çingit’ten çıktım yola

Ovaklı’da dinlendim bir süre verdim mola

Oturup Tomaslı’dan seyrettim Pogina’yı

Nerdesin Cevat Kamber Nerdesin Şükrü dayı

Doğu Karadeniz’de güzel bir gündü yazdan

Güneşli bir havada geçtim Kanlıboğaz’dan

Neden Kanlı boğaz’dı bu güzel yerin adı

İbran Osman’dan başka bir anlatan olmadı

Yokuş artık bitmişti düzlüğe vardı yolum

Mor orman gülleriyle döşeli sağım solum

Çok sürmedi baktım ki Yukarıviçe’deyim

Altımda Çamlıhemşin bense bir yücedeyim

Bir dağın doruğunda asılı Mikronkavak

Aşağıda Fırtına akıyor çağlayarak

Köyler dik yamaçlarda serpilmiş nokta nokta

Çinçiva, Mollaveyis, Mecnun, Meydan, Amokta

Yaratan yaratılan kucak kucak iç içe

Bakmakla doyamadı gözlerim Makroviç’e

Sağ kıyıda kuşuva karşı tepede Habak

Ey Hemşin Tümünle süzül de gönlüme ak

Yüreğim coşkusundan duramıyor yerinde

Uçuyormuş gibiyim Pokut’un üzerinde

Bir gereksinmem yoktu petrol denen yakıta

Geçtim kanat vurarak Sal ile Amlakıt’a

Yamaçlarda sürüler çevirmişti önümü

Ben güneyden kuzeye aktarmıştım yönümü

Aşağı Şimşirlik’ten vurdum Tarderesi’ne

Gidiyordum Ayder’den Kaçkarlar yöresine

Nereye gideceksin bir şey gelir mi elden

Güçlükle izin aldım muhtar Koca Temel’den

Gül yüzlü bir ninenin ayran içip tasından

Çıktım Bulutdağı’na Abuçor yaylasından

Çırpıp kanatlarımı üzerinde karların

Geçtim eteklerinden süzülüp Kaçkarlar’ın

Değerlendirmek için güncel dinlencemizi

Kavron’da çobanlarla paylaştık gecemizi

İki pag’ın önünde büyük bir ateş yaktık

Yayla insanlarının keyfine değme artık

Yemek vakti gelmişti sofra kuruldu düze

Çeşit çeşit yemekler yığıldı önümüze

Önce dillere destan Hemşin’in muhlaması

Taze tereyağında alabalık tavası

Tulumcu başı fazla direnmedi nazında

Gençler el ele verdi yaylanın ayazında

Kollar inip kalkıyor bacaklar kıvranıyor

Tabanca sesleriyle bütün vadi yanıyor

Ben tırmandım yokuşa henüz gün ağarmadan

Palovit’e varmıştım on ikiye varmadan

Oturup Kertelik’in bir ayranını içtim

Sonra dere boyundan Hapivanak’a geçtim

Tirevit’ten göründü Elevit’in çamları

İstiyorum bitmesin bu yayla akşamları

Başlamıştı burada vartivar şenlikleri

Kızlar delikanlılar bir ileri bir geri

Renk renk giysilerin hepsi ayrı biçimde

Horon oynuyorlardı sevi coşku içinde

Bir tarafta kadehler bir tarafta oyunlar

Ve ocakta nar gibi çevrilen koyunlar

Çekinenleri yoktu ne paradan ne puldan

Koşup geliyorlardı İzmir’den İstanbul’dan

Hemşin’in övgüsü bu Hemşin’in benliği bu

Hemşinli’nin yılda bir en büyük şenliği bu

Mustafa şiş tulumu kollar yay bacaklar yay

Dik oyna Burhan coşkun bozma horonu Günday

Ben çantamı sırtladım yolcu yolunda gerek

Ayrıldım Elevit’ten içim istemeyerek

Kazım İncearab’ı gönülden anaraktan

Bir tutam çiçek derip geçtim Haçivanak’tan

Gün boyunca yürüyüp koca bir dağı aştım

Henüz akşam olmadan Davalı’ya ulaştım

Bitmemişti davası dağ kimin yayla kimin

Bekliyordu sorunlar dosyasında hâkimin

Her yer su her yer çiçek bu yayla başka yayla

İnsanoğlu burada gelmez mi aşka yayla

Gözüm uyku tutmadı gece olmuştu yarı

Ninni söylüyorlardı şimdi dağ tavukları

Tarih gömülmüş gibi kocaman bir çukura

Baktım gözlerim nemli oradan Hodoçur’a

Görkemli taş konaklar kocaman taş direkler

Bunca yıllardan beri bir onarıcı bekler

Ellerim şakağımda düşündüm derin derin

Bu topraklar uğruna can veren şehitlerin

Yüreğim burkularak kapıldım da yasına

Saygı ile eğildim aziz hatırasına

Çekilen dut rakısı buğu buğu küllüğü

Tüm anılarımızın geçmişe gömüldüğü

Acısı tatlısıyla geçen bütün anların

Sade bir ismi kaldı Çalmaşur Kenanların

Sularla çevrilmiş yörenin dört bucağı

Mührünü vurmuş gibi altıda Cicebağı

Maşatlığı yıkılmış koca kilisesiyle

Bir şeyler anlatıyor tarihin gür sesiyle

Burada dil suskundur doğa seslenir ruha

Hem dinledim hem gittim iniverdim Çoruh’a

Çoruh kışın durudur yazın bulanık akar

Bu boşa akan suya insan hayretle bakar

Alır götürür seller bahçemiz bağımızı

Taşır Karadeniz’e bunca toprağımızı

Bu şahlanan sulara bir dizgin vur diyen yok

Düşmana dur dedik te Çoruh’a dur diyen yok

Alıp nasibimizi yaz günü taze duttan

Sıcak bir öğle vakti geçiverdim Hunut’tan

Sonunda bu günleri biz bekleye bekleye

Başyayla’nın üstünden dolaştım Çiçekli’ye

Göğsümü yaslayarak yaylanın karlarına

Çevirdik yolumuzu Tatos’un dağlarına

Gölde âşık Kerem’in dinledim de sazını

Sisler içinde aştım Ortaköy boğazını

Sürüler yamaçlarda nerdesin Bozo İsmet

İneceğiz Pag’lara eğer olursa kısmet

Gönlüm yanıt verirken kuzuların sesine

Bir selam verip geçtim Verçenik tepesine

O gece Bozoğlu’nun Pag’ında konakladım

Özlemini çektiğim dağlarımı kokladım

Bu tertemiz havayı süzüp ciğerlerimden

Cimil’e gidiyordum Çermeşk’in üzerinden

Patika yolu ama bu yol bambaşka bir yol

İleride göründü Karagöl Aşağıgöl

Karadeniz türküsü gölde alabalıklar

Yeniden tazelendi içimde sevdalıklar

Düzleri tepeleri böylece aşa aşa

Tahpur’un üzerinden çıkıverdim Baldaş’a

Kalmadı yüreğimde ne keder nede bir gam

Senoz’un üzerinde göründü Mağribodam

Sisler içinde idi Cimil’e vardığımda

Parça parça olmuştu çarığım ayağımda

Cimil üç pare köydü ben Başköy’e inmiştim

Bu ilk kez gelişimdi oldukça sevinmiştim

Yatacak yer aradım kimliğimi sordular

Burada konuk evi var ama diyordular

Orada vali vekil gibiler kalıyordu

Dediler bu fukara acep ne arıyordu

Ne vali ne vekildim sade biriydim halktan

Öyleyse nasibin yok dediler bu konaktan

Kahvede muhtarla halk bir fiskos çevirdiler

Bu akşam kal diyerek camiyi gösterdiler

Dizimi ayağımı taşlara vura vura

Camide kalmaktansa yol aldım Salaçur’a

Sisler çekiliverdi ben yola koyulunca

Bu ayrıcalıkları düşündüm yol boyunca

Dökülmüştü önüne saçlarının akları

Sonradan işittim ki yanmıştı konakları

Salaçur üç mahalle Kahmut, Kalnus, Kalgunsu

İspir’in kaderi bu çırılçıplak örtüsü

Yanmış kavrulmuş vadi güneşinden selinden

Başta Devlet Babamız bir tutan yok elinden

Sıcak bir el beklerken devlet denen babadan

Görmedi başkasını tahsildar jandarmadan

Kimi vergiye gelir kimi asker almağa

Bu kavrulmuş yüzler küsmüşler yaşamağa

Daha tıkamak için doymayan boğazını

Hacı denen bir kişi kesmiş dere ağzını

Halk bahçede topluyor kurutacak dutunu

Bu dutlara bağlamış tüm yaşam umudunu

Sorunları bırakıp gelecek kuşaklara

Çırnaçur’dan yukarı gene vurdum dağlara

Güzin dağlar başkadır insana hüzün verir

Ruh kanatlanır uçar kişide madde erir

Keklikler sürü sürü yamaçlarda dolaşır

Yaban keçileriyle tekeler sevdalaşır

Mezralarda kurumuş otlarda yaşam kokar

Terk edilmiş yaylada keder kokar gam kokar

Tutuşur boz kayalar günün son ışığıyla

Hayal bir çoban kızı buluşur aşığıyla

Kız uzat elini der uzatır yaklaşamaz

Kız gel koklaşalım der yaklaşır koklaşamaz

Duyulur gibi olur ta ötelerden bir ses

Kesilir âşık için o anda soluk nefes

Ne koyun melemesi ne kuzu melemesi

Tür-i Sina’ya çıkar duyabilen bu sesi

Bunun yüceliğini ne sen ne de ben bilir

Yuvasından ayrılıp yollara düşen bilir

Bir an sarsılıverdim içim karma karışık

Acaba ben mi idim demin gördüğüm âşık

O gece bir kayanın koltuğunda uyudum

Doğayı içerime sindirdim yudum yudum

Pag’larda ve kop’larda günlerce yata yata

Varoş’un üzerinden sonunda indim Çat’a

Ben ne Kara Reşid’im ne de Kâhya Salih’im

Yalınız onlar kadar bu yere sevdalıyım

İki dere çatışır adlandırır bu yeri

Biri Hemşin’den gelir Ecevit’ten diğeri

Burada bir bina var ne Hilton’dur ne Divan

Dağların arasında görkemsiz garip bir han

Dışarıda sıra sıra bağlı katırlar atlar

İçerde konuksever güler yüzlü Mafratlar

Buranın yazı kadar kışında sefası var

Tutuşan bir sobası bir de Mustafa’sı var

ÇOMOĞLU gene Çat’ta nerdesin Rıza dayı

Sen Vanksi’de sefa sür tarlayı yedi ayı

Çektin yaşam boyunca acısını cefanın

Ne faydasını gördün Nihat’ın Mustafa’nın

Yazıldın gönüllere sevginle hatırınla

Büstünü dikeceğiz koprinle katırınla

Karşıda Kito, Karap göz ucuyla dolaştım

Ve bu anda sevdalı dağlarla vedalaştım

Ey Hemşinli, gelecek çağların çocukları

Merhabalar sevdalı dağların çocukları

Uzakta kalsak bile bir iki kelam size

Elevit’ten, Kale’den, Ayder’den selam size

Servet ÇOMOĞLU




GURBETTE ÇAYELİ


Şimdi gurbette değil sanki Çayeli’ndeyim,
Çıha’nın eşliğinde KUSPA’nın belindeyim,
Nav bir Hemşin havası çalıyor yanık yanık,
Bugün dağlar dumansız, bugün ruhlar uyanık.
Kıyıda çarşaf gibi serili Karadeniz,
Ey Çayeli, taşınla toprağınla sendeniz…
Bakma böyle yıllarca ayrı kaşışımıza,
Bir kader çizgisi bu yazılmış başımıza.
Para derdi, pul derdi, aş derdi, ilim derdi,
Bizi çok küçük yaşta gurbete itiverdi.
Dolaştık deniz deniz yedi iklim dört bucak,
Arkada kalanlara yaş döktük kucak kucak.
Kimimiz kaptan oldu, miço oldu kimimiz,
Bazen de seferinden hiç dönmedi gemimiz.
Bazı gün yelken açtık İsveç sahillerine,
Sarışın dilberlerin kapılıp ellerine.
Dansettik güvertede gece sabahlara dek,
Sandık bu yerler cennet, sandık bunlar bir melek.
Yeşil gözlü çay kızı kıskanıp halimize,
Artık tahammülüm yok , gel dedi de bize.
Bu özlemle köpürdük, bu sevda ile taştık,
Sana kavuşmak için deryalar dağlar aştık….
Bu hal hepimizi için gerçek bir yaşam mıydı ?
Nerde bu güzel dağlar bu yemyeşil tepeler,
Kulaklarında çaydan zümrütlenmiş tepeler.
Başında duvak gibi duruyor LAZLAKAR’ım,
Çal Çıha Mehmet’im çal, tazelensin efkarım.
Şurada Liman Köyü nazlı bir gelin gibi,
Var mıdır hiçbir yerde şu Kuspa belin gibi.
Seni seyrediyorum buradan baştan başa,
Sağ yanımda Kesmetaş, karşımda Kaptanpaşa…
Değer bir adım atsan Aşıklar’a ayağın,
Dumanı tüter gibi burnumda Yanıkdağ’ın.
İşte ÇATAKLIHOCA , işte Sırt, işte Yamaç,
Durma yabancı gibi ne olur koynunu aç.
Yıllardır uzaklarda adını sayıkladım,
Seni yüreciğimin ta içinde sakladım.
Ardından Kerem gibi dolaştım yana yana,
Orada seni gördüm, baktımsa hangi yana.
Kah bir çınar altında uzanıp serinledim,
Kah Yalıkahvesi’nde Fenerci’yi dinledim.
Harman gecelerinde mısır olup kaynadım,
Çimenli düzlerinde met, değenek oynadım.
Canlandı anılarım içimde birer birer,
O düğün sofraların o kocaman siniler.
Ve bir yığın insanın salladığı kaşıklar,
Sonra ocak başında karşılaşan aşıklar.
Nerdesin Mamuloğlu, nerdesin Hasan dayı ?
Şimdi kim çevirecek o gizemli kaydayı…
Hadi Çomoğlu Ömer, donat kadıbağını,
Döksün delikanlılar binanın saçağını.
"Şevkiye Hala" sana cevap versin bölmeden,
O tatlı şakalarla kırılalım gülmeden.


SERVET ÇOMOĞLU- SEVDALI DAĞLAR









Yorum (3) :: Yorum yaz!
:: Bağlantı

24/5/2009 - ::::::::::hırçın karadeniz::::::::::

Kategori: siirler


Image Hosted by ImageShack.us


Serin rÜzgar eser dağlarında


Sahilinde ovanda karlı dağında
Yaşamak bir hazdır bağrında
Yeşiliyle, mavisiyle, doğasıyla
Tabiattır Karadeniz.
Kuzuların melemesi rÜzgarın ıslığı
Bir musikidir yaylanda
Dağların ucu gökyÜzÜne ulaşmış
Maziyi hatırlarım baktığımda.

Fındığını toplarım dağında
çayını toplarım yağmurunda
Hasretimde toprağında
Bir özlemsin Karadeniz.

Fındığın kabuğunu çıkarırım
çıkarırken aşkla bir şarkı tuttururum
"Oy dağlarım dağlarım
Duman geçmez başından
Mektuplarım ıslandı gözlerimin yaşından"

Ormanın yeşilin
İnsanın içine akan bir şelaledir sanki;
Sen toprağın kökÜ
Vatanımın özÜsÜn
Irmağından akan serin sularda.

Kızgın dalgalar kıyıya çarpar
Denizde ağlara balıklar takar
Sinemde kapanması zor yaralar açar
Sen benim dimağımda

Harikalar diyarısın KARADENİZ

 

 


Image Hosted by ImageShack.us
 
 

Unutulmayan anılar vardır hani;

Kelimelerin kifayetsiz kaldığı, ayık kafaların anlayamayacağı;

Yaşanılan, yaşatılan ama zamanla kaybolduğu sanılan.

İşte o anılardan biri vardı ki, unutamadığım ,

Yüreğimden söküp atmaya kıyamadığım,

Bir haziran ayının serin serin deniz kokulu akşamında yaşadığım o anımı.

Ayrılsakta seninle, gece sonrası aydınlığında.....

Kararan dünyamın,kaybolan ışığıydı.....

Karadeniz karanlığında doğan güneşi.

Bir horon döngüsünde gelmiştim göz göze

Unuturmuyum hiç?

Horonun o deli sersenişinde dökülürken göğsünden .

Üç ayaktan biri sendin; vurdun yüreğime;

Karadenizin hırçın dalgası mıydı? Yüreğimi parçalayan

Yada sebepsiz gözlerin mi? Dönmemek üzere;

Bilemem...

İşte hangi sebepten olursa olsun;

İnadına batırdığım gemilerimin anısına

Unutamam!

Akarken gözlerinden yaşlar yüzüme.

Bir buseydi o yüzümdeki beş parmak iz öncesi

Dudağından kalbime;

Kayboldum bir yetmişlik sonrası.

Divane aşkın mıydı? Özlem duyduğum,

Karadeniz sen kokuyordun.....

Yada sen Karadeniz'din.

Yada Dadaş yüreğim sefildi

Bastırsada tüm hırçın dalgaları göğsünde.....

İnan sevdim esmer kız,

Düşünemeyeceğin kadar....

Kaybolurum sensiz liman liman,

Yakarım Karadeniz'i Gülbeyaz

Bir yetmişlik sonrası.........





 


Gözlerime bakıp, güldüğün zaman
Üç değil, yüzlerce cemre düşüyor
Sen benim yanımda olduğun zaman
Aklıma Trabzon, Yomra düşüyor...

Fındık topluyorduk hani birlikte
Elele, gözgöze o serinlikte
Kaybolmuştuk sanki bir derinlikte
Kelebekler uçup, sonra düşüyor...

Rize''de topladık çayın hasını
Mutluluk doldurduk, sevgi tasını
Birlikte geçirdik, gün ortasını
Sensiz olduğunda, kalbim üşüyor...

Samsun''da denize nâzır oturduk
Bu aşkı şiirle, fallara vurduk
Karadeniz''de biz sevdaya doyduk
Bu ölümsüz sevgi, hâla yaşıyor...








Göklere aynasın, bulutlar senin,
Bir ufak meltemle ürperir tenin.
Fırtına, türküsü enginlerinin;
Köpük, sularının perisi, deniz!

Gemiler görünmez dalga çığında.
Bir hınç uğultusu var çığlığında,
Duru sabahların gün ışığında,
Serili bir kaplan derisi deniz!

Kıyın yeryüzünün cenneti bize,
Koylar sıra sıra, dağlar diz dize,
Giresun, Görele, yemyeşil Rize,
Siyah sularının perisi deniz!

 

Yorum (3) :: Yorum yaz!
:: Bağlantı

20/5/2009 - selam sana rizem selam çayelim

Kategori: siirler


yeşille mavi doğada rengi
selam sana rizem selam çayelim
dünyada bulunmaz başka bir eşi
selam sana rizem selam çayelim

çaylar toplandimi bahçeden dağdan
nenem çimenini biçtimi dağdan
selam ver aridan çiçekten baldan
selam sana rizem selam çayelim

şu gurbet yaramaz bize yaramaz
toz toprak içinde tükendi bu yaz

anzerun balindan gönderun biraz
selam sana rizem selam çayelim

günlerden bir pazar ağustos ayi
sirahate çiktum demleyin çayi
hamsi koli pilav kurun sofrayi
selam sana rizem selam çayelim







NEREDE

her gece rüyama giren sevgilim
gece gündüz arıyorum heryeri
hopa arhavi tüm fındıklıyı
sen ardeşen söyle yarim nerede
pazar yoksa çayelindenmi geçti
bu yanlızlık artık bağrımı biçti
kuş misali oda elimden uçtu
sen çayeli söyle yarim nerede

yeşil rizem yarim burdan mı geçti
demli çaylarından odamı içti
yanağı gamzeyle güllermi açtı
canım rizem söyle yarim nerede
bir gariplik çöktü artık üstüme
trabzon ,giresun ,ordu ,samsuna

yaklaştık atamın yüce büstüne
söyle samsun söyle yarim nerede

sinop ah zonguldak sakarya derken
yavaş yavaş istanbula giderken
anadolu trakyayla birleşirken
asma köprü söyle yarim nerede
canım istanbulum sen söyle bari
kalbimde taht kuran o nazlı yari

senelerdir hasret çekilmez gayri
de istanbul deki yarin burada




Yorum (yok) :: Yorum yaz!
:: Bağlantı

<- GERİ img İLERİ ->
Image Hosting by Picoodle.com

HAKKIMDA

Rize'ye gelip de; Rize Kalesi'ni görmeden, Kale-i Bala'yı görmeden, Pazar- Kız Kulesi'ni görmeden, Ayder'de kaplıcaya girmeden, Dünyaca ünlü Anzer balını tatmadan, Çayeli'nde denize girmeden, İkizdere Çamlık'ta kuş gözlemeden, Laz böreği yemeden, Hamsili ekmek yemeden, Hamsi pilavı yemeden, Rize bezi almadan, Rize çayı almadan, dönmeyin!
Image Hosting by Picoodle.com
Image Hosting by Picoodle.com

SON YAZILARIM

Image Hosting by Picoodle.com Görsel resım
Image Hosting by Picoodle.com Bunları Unuttunuz mu?
Image Hosting by Picoodle.com Beni Karadeniz Çagirir
Image Hosting by Picoodle.com ÖRF-ADET-GELENEK-GÖRENEKLERİ
Image Hosting by Picoodle.com SEVDALI DAĞLAR
Image Hosting by Picoodle.com Rize hikayeleri
Image Hosting by Picoodle.com kaplıcalarr
Image Hosting by Picoodle.com Rize Doğal Güzellikleri
Image Hosting by Picoodle.com Başlıksız
Image Hosting by Picoodle.com resımler
Image Hosting by Picoodle.com ::::::::::hırçın karadeniz::::::::::
Image Hosting by Picoodle.com hasretımsın karadenız
Image Hosting by Picoodle.com fırtına
Image Hosting by Picoodle.com Başlıksız
Image Hosting by Picoodle.com bir özlemdır memleketim
Image Hosting by Picoodle.com selam sana rizem selam çayelim
Image Hosting by Picoodle.com HİKAYELER
Image Hosting by Picoodle.com
Image Hosting by Picoodle.com

BAĞLANTILAR

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Image Hosting by Picoodle.com
Image Hosting by Picoodle.com

KATEGORİLER

Image Hosting by Picoodle.com Image Hosting by Picoodle.com

sevmek hemi? sevdaluk ateşinun alev sonük yanina. düştimi aci verur sevenlerun canina geceler hep uykusuz gündüz olur aç susuz.. sevmekmi daha zordu beklemekmı umutsuz... ateş sarar bedeni erir yurek yağlari... gücün olsa delersin ferhat gibi dağlari... hiç dayanmaz yureğun gözünde görmek ister... kan gıtmezde kalbuna onıda sevgın besler BİDE ŞU VAR UNUTMAMAK LAZIM Sevupda alan alana kadar......Sevmezden alan elene kadar....

Image Hosting by Picoodle.com Image Hosting by Picoodle.com

"Ne mavi hasrettir yeşile, ne yeşil hasrettir maviye Bir başka güzeldir RizE

Her Dilde Aşk dünyanın bütün dillerinde sev beni ama Lazca sevişelim horon tepsin dilimin dalgaları kuzey kayalıklarında gövdenin dünyanın bütün dillerinde sev beni ama Kürtçe bakışalım doğu kanatlı şahinler uçsun Aşk’ın mor dağlarına gözlerimizden dünyanın bütün dillerinde sev beni ama Türkçe yaz kalbimi

Image Hosting by Picoodle.com
Image Hosting by Picoodle.com

ARKADAŞLARİM

aydinsever
Blogcu Yardım
naliya
hayaldunyasi34
aleyna53
gaziler54
canican
sehadetyildizi
ayyuzlum37
turnalar58
alplerden
sevdayeli58
musahip

widget