23/5/2009 - fırtına

Bilirsiniz hani buralarda rüzgâr hep sert eser, dalgalar hırçın ve asi. Çocukluğumuzun düşlerindeki cennet vardır ya hani; yeşillerin her tonundan ve rengârenk çiçeklerle bezenmiş bir sonsuz harikalar diyarını, ara ara berrak ve gürül gürül sularıyla kesen dereler, çağlayanlar. Masmavi göğünde gülüşerek oynaşan ışıldaklar. Cennetim Karadeniz. Hele tulumunun sesini duymaya görsün Karadeniz’imin uşağı, başlar yürek çekimleri dünyanın her köşesinden. Efkârlıdır insanları, her evde bir acı, her yürekte bir yâre. Fakat işitilmeye görsün kemençenin nağmesi, kenetlenir eller en tepede, sevdaya, özgürlüğe, barışa horon kırar Karadeniz’imin insanı.Mavilerin en dertlisinde oyun oynar hamsisi, nazlı bir gelindir, gümüş işlemeli Karadeniz incisi. Yaz ayları gelende semalarına yayılır atmacası, sevdalısıdır atmacanın Karadeniz’imin genci, yaşlısı. Mevsimidir, şimdi toplanır yemyeşil çayları, donanır fındık bahçeleri. Mısırı, lahanası, karayemişi… Yaşamla doludur her santimetrekaresi. Kaçkar’ın görkemine duman(pulera) iner çöker, insanına hüzün, yetmez bastırır yağmuru, kuru tek dal bırakmaz. Sırtında çay sepeti, sırılsıklam koşar evine cefakâr Karadenizimin kadını, sobasına atar odununu, başlar çatırdamaya yürek sızısı… Sıcaklığı vurur taa yaylalara. Her yaz bezenmezse insanıyla, kuzusuyla yaylalarım yetimdir, boynu bükük kalır. Henüz kaderi yazılmamıştır O’nu görmeyenlerin. Yağmurunda, sisinde başka güzelsin, yazında, güneşinde başka Karadeniz’im.Mavilerin en koyu kumaşına nakşedilmiş sevdamızdır Karadeniz. Bu sevdayı, dünyanın her yanına dağılmış Karadeniz aşkını, yüreğinde taşıyan tüm canlarla beraber, yaşamak yaşatmak adına Karadeniz için yola çıktık. Her aşk bir umuttur ya her umutta gün geçtikçe ve paylaştıkça çoğalmalıdır. Bu aşkı hep birlikte çoğaltalım gelin Karadenizimizi unutmayalım her yürekte her bedende her nefeste yaşatalım…
|